Perşembe, Şubat 21, 2019
Anasayfa > Tarih > Osmanlı Tarihi > Tarihin ‘Donduğu’ Yer: Sarıkamış

Tarihin ‘Donduğu’ Yer: Sarıkamış

Yıl 1914. Kanun-ı Evvel (Aralık) aynının sonlarına doğru, karakışın ortasında, Osmanlı Devleti’nin 3. Ordusunun 118.000 askeri taarruza hazır halde, Sarıkamış yakınlarında mevzilenmişler ve artık, 93 Harbinden bu yana yaklaşık kırk yıldır düşman işgali altında olan topraklarını kurtarma hayalleri kurmaya başlamışlardı. Osmanlı’nın en üst düzey ikinci komutanı olan Harbiye Nazırı (Savaş Bakanı) ve Başkomutan Vekili Enver Paşa, Dünya Savaşı başlar başlamaz, Rusların hazırlanma sürecindeki eksikliklerinden istifade etmek, Sarıkamış’tan başlayan bir hareketle Kafkasya’yı Ruslardan geri almak düşüncesiyle Osmanlı 3. Ordusunun başında. Savaş planları yapılmış, ordu üç kolorduya ayrılarak bir “yıldırım saldırısı” taktiği hazırlanmıştı. Bu plana göre üç kol halinde Sarıkamış kuzeyden çevrilerek, Rus birlikleri kuşatılacak ve geri çekilmeye zorlanacaktı. Enver Paşa bu saldırının gerekliliğini ve planını harekatın başlamasından hemen önce kaleme aldığı “Sarıkamış Vasiyetnamesinde” şöyle anlatmaktadır:

 Hükûmete: Plânım, Ruslar’a hemen iki misli üstün iki kolordu ile arkalarına düşerek geri çekilmeye mecbur etmek ve bu suretle 11. Kolordu ve Süvari fırkasiyle takip olunan düşmanı karşılayıp tamamiyle mahvetmekti. Dokuzuncu ve Onuncu Kolordu muvaffakiyetle hareketi yaptı. Düşmana taarruz edildi fakat mağlup edilemedi. Şimdi 11. Kolordu ve Süvari fırkasını bekliyorum. Gelir de yetişirse, düşmanı bozacağım. Fakat gelmeden düşman zayıflamış kıt’alarımıza taarruz eder ve taarruzda muvaffak olursa o vakit ordu mahvolmuş demektir.

Harekât komutanlarının atamaları yapılmış. 9. Kolordunun başına Ahmet Fevzi Paşa, 10. Kolordunun başına, Enver Paşa gibi padişah damadı olan, Damat Hafız Hakkı Paşa ve 11. Kolordunun başında da Abdül Kerim Paşa vardır. 9. ve 11. kolordular, tüm teçhizat ve erzak yetersizliğine karşılık planlanan zamanda yerlerinde bulunmuşlar buna rağmen Damat Hafız Hakkı Paşa’nın komutasındaki 10. Kolordu gelmediği için bütün planlar bozulmuş, 6 Ocak’ta geri çekilmeye çalışan son Osmanlı kolordusu olan 10. Kolordunun da asker nüfusunun sadece onda birlik bir kısmıyla başlangıç noktasına gerilemesiyle 10 Ocak’ta harekât büyük bir bozgunla sonuçlanmıştır. Bundan beş gün sonra Enver Paşa, Damat Hafız Hakkı Paşa’yı ordu komutanlığına getirerek İstanbul’a dönmüş, yaklaşık sekiz yıl, bu harekât hakkında kimse konuşmamış, bu bozgunun gizlenmesine çalışılmıştır. Bunun nedeni henüz savaşın başında olunması ve böylesine büyük bir bozgunun halkın morali üzerinde oluşturabileceği olumsuz etkinin önüne geçilmesidir.

Binbaşı Şerif Bey’in Hatıraları

Tarihler 1922 yılını gösterdiğinde, Sarıkamış Harekatının başladığı günden, o zamana köprünün altından çok sular geçmişti. Dört yıl süren Büyük Savaş’ta Osmanlı Çanakkale hariç bütün cephelerde yenilmiş, 1917’de Rusya’nın savaştan çekilmesiyle, Sarıkamış Harekâtında alınamayan topraklar kısa bir süre için Osmanlı toprağı olsa da 1918’de imzalanan Mondros Ateşkesi ile tekrar elden çıkmış hatta devletin elindeki topraklarının da neredeyse tamamı işgale uğramıştı.

Şerait böyleyken Mustafa Kemal Paşa önderliğinde başlayan Kurtuluş Mücadelesinin devam ettiği yıllarda Binbaşı Şerif Bey’in (Şerif İlden) yayınladığı anı kitabıyla ilk defa Sarıkamış Harekâtından bahsedilmiştir. Bu anı kitabı da çağdaşları gibi abartılarla dolu bir kitaptı. “90 bin askerin donarak ölmesi” iddiası ilk defa olarak bu anılarda geçmiştir. Ancak bu sayının çok abartılı olduğu dönemin Türk ve Rus kaynaklarına bakıldığında çok rahatça anlaşılabilir. Osmanlının harekata katılan 3. Ordusunun toplam asker sayısı 118 bin olmasına rağmen, harekata 75 bin asker katılmış, askerlerin çoğu Ruslarla yapılan çarpışmalarda şehit düşmüş, çeşitli kaynakların ve Rusların verdiği bilgiler ile, çoğunluğu Hafız Hakkı Paşa’nın komutasındaki, geri çekilirken şehit düşen askerler olmak üzere, toplamda 23 bin civarında donarak şehit olan asker sayısına ulaşabiliyoruz.

İttihat Terakki ve Enver Paşa Karalamaları

Büyük Harp bitip, Mondros imzalanmadan hemen önce 14 Ekim 1918’te Talat Paşa ve kabinesi istifa etmiş böylece Enver Paşa’nın da Harbiye Nazırlığı görevi de sona ermişti. İstanbul’un işgalinden sonra, İttihat ve Terakki yöneticileri hakkında yakalama kararının çıkarılması ardından Enver Paşa önce Berlin’e sonra da Rusya’ya gitmiş, Rusya’da Ankara Hükümeti temsilcileri ile görüşerek Millî Mücadeleye katılma isteğini bildirmiştir. Ancak mecliste bulunan bazı vekillerin Mustafa Kemal Paşa yerinde Enver Paşa’yı görmek istemeleri, yaşanacak olan bu ikiliğin Millî Mücadeleye zarar vereceği düşüncesiyle Enver Paşa’nın isteği reddedilmiştir.

Enver Paşa’nın varlığı, başta Mustafa Kemal Paşa olmak üzere Ankara Hükümetini rahatsız etmiş, Enver Paşa’nın gireceği herhangi bir girişimin önüne kesmeye çalışarak, halk nazarında bir karalama kampanyası başlatılmıştır.  Bu karalama kampanyası sadece Enver Paşa ile sınırlı kalmamış, İttihat ve Terakki’nin tüm üyeleri için bazı karalamalar yapılmıştır. Bu karalamalara birkaç örnek verecek olursak Bolşevik oldukları, Ruslarla iş birliği yaptıkları, İslam düşmanı oldukları gibi halk üzerinde etkili olabilecek karalamalardı. İşte Binbaşı Şerif Bey’in anılarını yayınladığı ve “90 bin askerin donarak şehit olduğu” söylentisi de bu dönemde yayılmış ne yazık ki günümüze kadar gelmiştir.

Sarıkamış Harekatının Başarısızlığı ve Nedenleri

Yukarıda da bahsettiğim gibi, harekatın başarısız olmasının nedeni, teçhizat eksikliği, soğuk, kar veya hırslı bir Enver Paşa değil, harekât planına uymayan, “Sarıkamış’ı ele geçiren komutan ben olacağım” hırsı yaşayan, kendisi gibi padişah damadı olan Enver Paşa ile anlamsız bir rekabete giren ve bunun sonucunda da birliklerinin nerdeyse tamamı donarak şehit olan Hafız Hakkı Paşa’dır. Harekât planına uymayarak, o dönemde elinde bulunan eksik haritaya göre, kendisine söylenen yoldan değil de daha hızlı ulaşmak için kestirmeler kullanan, bunun sonucunda da Allah-u Ekber dağlarına saplanan Hafız Hakkı Paşa’dır askerleri donduran ve harekâtı baltalayan. Bu konuda Murat Bardakçı’ya ait iki kitap, Enver ve Hafız Hakkı Paşa’nın Sarıkamış Günlüğü kitapları fazlasıyla açıklayıcı olacaktır, okumanızı tavsiye ederim.

Son Söz

Bir filmin ilk giriş sahnesinde şöyle bir ifade geçmekteydi: Tarihi kazananlar yazar. Bu söz aslında Enver Paşa – Sarıkamış hikayesini çok güzel anlatıyor bence. 102 yıl olmuş Sarıkamış’ın üzerinden. Dönemin de Osmanlı ve Rus arşivlerinde, günümüzde sayısız kayıtta sabit olmasına rağmen kahvedeki vatandaş hala “Adam kendi hırsları için 90.000 askeri dondurarak şehit etmiş. Turan kuracakmış hayalperest pezevenk pehh. Bide saklamış bunu. Hadi oğlum at şu taşı satranç mı…” diye Enver Paşa’ya söverlerken, Hafız Hakkı Paşa’nın adını bile duymadıklarına eminim. Elbette ki Enver Paşa’nın da hataları vardı. Bu hatalar İsmet İnönü’nün Kurtuluş Savaşı’nda yaptığı hatalardan çok büyük değildi. Ancak dönemin şartları onu biraz abartılı olarak suçlamış, özellikle bazı kesimler tarafından “vatan haini” olarak damgalanmıştı. Millî Mücadele yıllarında, ikiliği önlemek için anlam verilebilecek bir karalama olmuştur, bence bu da mantıklıdır. Ancak günümüzdeki bilgi ve belgelerle, günümüzün vatan perverleri (!) tarafından “vatan haini” olarak atfedilip küfürler savunmasının tek nedeni bilgisizlik, cahillik ve tarihi televizyon dizilerinden, “feslilerden” öğrenmesinin sonucudur.

Sarıkamış Harekatı’nın 112. Sene-i devriyesinde gerek çatışarak gerekse soğuk karların üzerine bedenlerini bırakarak şehit olan askerlerimizin, Sarıkamış’ın intikamını almak için Ruslarla savaşırken şehit düşen Enver Paşa’nın ve tüm şehitlerimizin ruhlarını büyük bir saygıyla selamlıyor, Sarıkamış şehitlerimiz için yıllar önce kaleme aldığım naçizane karalamamı şehitlerimize atfediyorum.

 

Mehmet’e (Sarıkamış)

Bembeyaz örtüde yatıyor Mehmet
Sarılmış ucu süngülü tüfeğine
Terlememiş daha bıyıkları
Ya on dördünde ya on beşinde
Kapkara gözleriyle bakıyor ufkuna
Taş kesilmiş o soğuk bedeniyle.

Elleri kınalı yavrucağın
Ayakları mos mor kesilmiş soğuktan
Buz tutmuş o kapkara saçları
Yalvarır gibi bakıyor Rabbine
Takat istiyor Allah’tan son bir güç daha

Sitem ediyor Mehmet Rabbine
Bir mermi bile atamamanın hüznüyle
Nerede mi şimdi o?
Cennet bahçelerinde içinde.
Gönlünü rahat tut ana,
O rabbiyle birlikte.
Gönlünü rahat tut ana,
Bedeni Sarıkamış’ta ama ruhu seninle…

The following two tabs change content below.

Sefa Sungur

Tarih , İstanbul Üniversitesi

Son Yazılar: Sefa Sungur (tümünü gör)

Bir Yorum Yapın