Perşembe, Şubat 21, 2019
Anasayfa > Diğer > Kazak Türklerinde “Koç – Koyun”

Kazak Türklerinde “Koç – Koyun”

Kazak Türklerinde “Koç – Koyun” Unsurlu Bazı Folklorik Ürünler ve Onların Ehemmiyeti

Çeşitli Türk topluluklarında olduğu gibi Kazak Türklerinin de mitolojik halk inançlarında (ırım) koç-koyun faktörünün unsuları aktif olarak yaşanmaktadır.

Sözünü edeceğimiz bu tür inançları, derin mazimizin bir uzantısı, bir yankısı olarak da nitelendirebiliriz.

Örneğin Kazak Türkleri nazardan korunmak amacıyla evlerinin girişine, kapının girişteki üst kısmına, bahçelere ve ağıllara, koyunun veya koçun başlarını asarlar ve bu başların nazardan koruyabilecek özelliği olduğuna inanırlar.

Koyun kemiklerinin bazıları ise belli bir derecede kutsal olarak kabul edilir.

Kazak Türkleri (yemekten sonra) koyun kürek kemiğinin etek kısmını “V” şeklinde bıçakla kerterler. Halk arasında anlatılan bir menkıbeye göre,

Bir gün Hızır (a.s.) (Bazı varyantlarda Muhammed (a.s.)’ın ismi zkiredilir) at koştururken atı öyle bir hız almış ki, Hızır (a.s.) kontrolü kaybetmiş ve hayatı tehlike altında kalmış. Hal bölye iken atın çılbırı yere düşmüş. Böyle tehlikeli bir anda, atın çılbırı yerde yatan bir koyunun kürek kemiğine sıkışmış ve at birdenbire koşmasını durdurmuş. Böylece Hızır (a.s.) tehlikeden kurtulmuş. 

İşte bu yüzden ve Hızır’a (a.s.) hürmeten böyle bir anane müteşekkil olmuştur.

Ayrıca Kazak Türkleri arasında yaşatılmakta olan şu anane oldukça ilgi çekicidir: Koyun kesildikten sonra pişirilen etlerden koyunun başını sadece ev sahibi yer veya aile fertleri parça parça dağıtılır. Ev sahibi koyun başının et parçalarını aile fertlerine dağıtırken şöyle bir dilek ve ya duada bulunur:

Koyunun gözlerini aile fertlerine verirken: Közün öktir bolsın (Gözün keskin bakışlı olsun.)
Koyunun kulaklarını uzatırken: Qulağıng jagsı esitsin (Kulağın iyi duysun.)
Koyunun beynini dağıtırken: Alğır, algıdı bol (Zeki, uyanık ol.)

Kazak ev sahipleri, baş parçalarını çoğu zaman evlatlarına dağıtırlar.

Çocuklar arasında ise “asıg” oyunu çok meşhurdur. Bu oyunu Kazak çocukları yılın dört mevsiminde de kesintisiz oynarlar. Görüldüğü gibi koyun faktörü çocukların hayatına bile yansımış durumdadır.

Kazaklarda falcılık ananesi çoğu zaman “javurın” (aşık kemiği – kürek kemiği)  ve “qırıg bir qumalag” (koyun tezeği) ile yapılır. Biz de, bu çalışmamızda işbu falcılık türlerini genel hatlarıyla sunmaktayız:

Kırık bir Kumalak (Qırıg Bir Qumalag)

Kurutulmuş 41 tane koyun pisliğiyle bakılan fal türüne, Kazak Türkleri “Qırıg bir qumalag” ismini vermektedirler. Bu şekilde fala bakmak için 41 tane “kumalak” gerekmektedir. Falcı önce bu taneleri beyaz bir keçe (veya kumaş) üzerine koyar ve içinden bir dua okurken birbiriyle karıştırır, sonra kumalakları birer birer “Bismillah” diyerek alnına dokundurur. Bunun üzerine tanelerin bir kısmını üçe ayırır ve bir kısmını da sağ ve sol eliyle kenara iter. Sonunda her kümede 1-4 tane kalıncaya kadar dörder tane sayarak ayırır. Bunları üç muhtelif yere bir sıra halinde dizer. Sonra kalan tanelere de aynı işi icra eder, karıştırır, alnına dokundurur, üçe ayırır her kümede 1-4 tane kalıncaya kadar dörder dörder ayıklar ve ilk üç kümenin altında dikey (şakuli) sıralar halinde dizer. Aynı muamele dokuz yerde 1-4 tane kalıncaya kadar, artan parça ile bir daha tekrar edilir.

Kazak Koç Koyun 1Bundan sonra, her tanenin durumuna bakılarak gelecekten haber verilir. Aşağıdaki levha tanelerin durumunu gösterir.

Sağdaki üç küme (c, f, i) kendisi için fala bakılan kimseye aittir ve öztaraf (öz jag), ortadaki dikey sıraya (b,e,h) yol (jol) denir. Yukarıdaki yatay sırada bulunan “a” ve “c” noktalarına “jastıg” (yastık) derler. “a” düşman yastığı, “c” bizim yastığımızdır. İkinci sırada ki “d” ve “f” büyü veya bür (taraf, böğür) adını alır. “d” düşman tarafı, “f” bizim taraftır. Üçüncü yatay sıra da “g” ve “i” bosağa (eşik) veya bökteşek (eğer arkasına bağlanmış torba) adını alır. Ortadaki yatay sırada bulunan “b” manday (alın), “e” jürek (yürek), “h” guyısgan (kuyruk altı kayışı) olur.

Kazaklar, bu falcılığa Tanrı tarafından tayin edilen bir iş olarak bakar ve falcılık kabiliyetini Peygamberin bir lütfu sayarlar. Sonuçta şunu da söylemek gerekir ki, 41 kumalak bir bütün halinde kutlu kabul edilir.

Javurın Falı

Kazak Türkleri arasında çok yayılmış olan diğer bir falcılık türü de, ateşte bir müddet tutulan koyun kürek kemiğinin sıçramasına göre bakılan faldır.

Ancak, son zamanlarda, koyunun kürek kemiğiyle yapılan söz konusu falcılık ananesi çok nadiren görülmektedir.

“Kaybolan bir atın gittiği yok, bir hırsızın takibi için gereken ip ucu veya kaybolan bir şeyin aranması, kürek kemiğinin sıçramasına bakılarak, kolaylıkla tespit edilirmiş. Kürek kemikleri halk inançlarına göre muayyen dualarla temizlenmeli, etleri dişle koparılmamalı ve kıkırdakları bıçakla kesilmemelidir.

Bundan başka fala bakmakta kullanılan kürek kemiği hemen köpeklere atılamaz, yoksa eve uğursuzluk getirir. bundan dolayı ancak, muayyen dualar okunduktan sonra parçalanmak suretiyle köpeklere atılır. Arkasını kapıya dönerek oturmuş falcı, gelecek hakkındaki tahminlerini tamamladıktan sonra arkasına fırlatır. Kemik kapının yukarısına isabet ederse bütün söylenenler hakikat olacaktır.

Falcı bu şekilde fala bakma esnasında çok miktarda su içer. Bazen öyle olur ki, bir kova su içier. Bazen bir “şagşa nasvay” (bir kutu enfiye) tüketir.

Burada sözlere ek olarak, muayyen kısım ve çatlaklarını da göstermek suretiyle, G.N. potain tarafından yayınlanan bir kürek kemiği tasvirini vereceğim.

Kürek Falı

“a” kazan, “b-b” bavuzdav (kürek kemiğinin boynu), “c” arkalık (arka kısım), “d” gulak (kürek kemiğinin sağ köşesi, kulak), “e” mangday (alın), “f” javurınnıng etegi (kürek kemiğinin eteği), “b-e” gır (kenar), “b-d” gara jol (esas yol), “g-g” guyısgan (kuyruk alrı kayışı).

Her iki tarafta paralel çatlaklar: “h-h” til (söz, dil), “i-i” boget (engel), “k” cagın eldegi jol (yakın ildeki yol), “ı” alıs eldegi jol (uzak ildeki yol), “m” süyünşi (müjdeli haber), “n” at avız (at ağazı). Ve kürek kemiğine kazaklar “javurın” derler.

Gerek 41 kumalak falı, gerek javurun falı ve yukarıda zikrettiğimiz unsurlar, önem itibariyle derin mazimizin birer uzantısıdır. Günümüzde bunlar birer folklorik derlerdir. Bir çok mevzuda ve onlarla ilişkin meselelerde tarih bilimi etkisiz kalmakta. Çünkü bildiğimiz üzere, tarih biliminin esası çoğu zaman belgelere dayanır. Folklorik ürünler ise özellikle ve günümüzün diğer değerleri ışığında bazı meselelerde ve konularda tarih öncesine ışık tutabilmektedir. Yukarıda sözünü ettiğimiz unsurlar ise, tarih öncesine doğru derinliği göstermektedir. Tabii olarak, bu bizim geçmişimizin ne kadar derinlere dayandığını gösterir. Her ne kadar bu konular az-çok incelenmiş ve araştırılmış desek de, yine de iş bu meseleler kendi araştırmacılarını beklemektedir.


Kaynaklar

  • – Jüsipbayev, TİLEKTES, Kazakistan, Ontüstik Kazakstan obl, Türkistan, 1. möltek audan (emekli)
  • – Radloff, W, Sibirya’dan, ikinci cilt, (çev. Prof. Dr. Ahmet TEMİR), İstanbul, 1994.
  • – Ömirzakov, TOKTASIN, 41 kumalak, Kazakstan “Navrız” Korı “Astana” baspagerlik şığarmaşılık ortalığı.
  • – Valihanov, ŞOKAN, Tandamalı, ikinci baskı, Almatı, 1985.

Alıntı: Nurgali Jusipbay – Kazak Türklerinde “Koç – Koyun” Unsurlu Bazı Folklorik Ürünler ve Onların Ehemmiyeti – Yüce Erek Dergisi 3. Sayı

The following two tabs change content below.

Nurgali Jusipbay

Son Yazılar: Nurgali Jusipbay (tümünü gör)

Bir Yorum Yapın